Dolgu uygulamaları sonrasında ortaya çıkan görünüm her zaman kişinin beklentisiyle örtüşmeyebilir. Bazı durumlarda dolgu materyali planlanandan daha yüzeysel yerleşebilir, belirli bir alanda yoğunlaşabilir, zaman içerisinde farklı bir anatomik bölgeye ilerleyebilir veya dokuda düzensiz bir dağılım gösterebilir.
Böyle bir durumda ilk soru çoğunlukla “Dolgu eritilebilir mi?” olur. Ancak dolgu eritme süreci yalnızca bir enzim uygulamasından ibaret değildir. Öncelikle mevcut dolgunun içeriğinin, anatomik yerleşiminin, doku içerisindeki dağılımının ve çevre yapılarla ilişkisinin değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle ultrason rehberli yaklaşımda süreç;
-
Dolgunun görüntülenmesi,
-
Anatomik düzlemin belirlenmesi,
-
İşlem gerektiren alanın saptanması,
-
Uygun olgularda hedefe yönelik müdahale,
-
Gerektiğinde ultrasonografik kontrol
basamaklarıyla planlanabilir.
Bu yaklaşım, dolgu eritme işleminin yalnızca dışarıdan görülen bölgeye göre değil, mevcut anatomik bulgular doğrultusunda gerçekleştirilmesine yardımcı olur.
Dolgu Eritme İşlemi Nasıl Yapılır?
Dolgu eritme işlemi en sık hyalüronik asit bazlı dolgu maddelerinin hyalüronidaz enzimi ile parçalanması amacıyla uygulanır.
İşlem öncesinde öncelikle dolgunun bulunduğu bölge değerlendirilir. Ultrason rehberli yaklaşımda;
-
Dolgunun nerede bulunduğu,
-
Yüzeysel veya derin yerleşimi,
-
Hangi anatomik düzlemde olduğu,
-
Doku içerisinde nasıl dağıldığı,
-
Çevre damar ve diğer anatomik yapılarla ilişkisi
incelenebilir.
Ardından uygun görülen hyalüronik asit bazlı dolgulara hyalüronidaz uygulanır. Ultrason eşliğinde yapılan uygulamalarda hedeflenen dolgu alanı gerçek zamanlı olarak görüntülenebildiği için enzimin uygulanacağı bölge daha kontrollü şekilde belirlenebilir.
Her işlemde dolgunun tamamının eritilmesi gerekmez. Bazı kişilerde yalnızca istenmeyen yerleşim gösteren, göç etmiş veya kontur düzensizliğine neden olan belirli bir alanın azaltılması yeterli olabilir.
Hyalüronidaz Nedir, Güvenli midir?
Hyalüronidaz, hyalüronik asidi parçalayan bir enzimdir. Estetik uygulamalarda, hyalüronik asit içerikli dolgu maddelerinin azaltılması veya ortadan kaldırılması amacıyla kullanılabilir.
Uygun endikasyon, doz ve uygulama tekniğiyle kullanıldığında dolgu komplikasyonlarının yönetiminde uzun süredir yararlanılan bir ajandır. Ancak her tıbbi uygulamada olduğu gibi hyalüronidaz uygulaması da tamamen risksiz değildir.
İşlem sonrasında;
-
Geçici şişlik,
-
Kızarıklık,
-
Hassasiyet,
-
Morarma
görülebilir. Alerjik reaksiyonlar ise daha nadir bildirilmektedir. Bu nedenle işlem öncesinde kişinin tıbbi öyküsü ve mevcut dolgu materyali birlikte değerlendirilmelidir.
Dolgu Tamamen Erir mi?
Hyalüronik asit bazlı dolgular hyalüronidaza yanıt verebilir. Ancak “her dolgu tek uygulamada tamamen erir” şeklinde standart bir sonuçtan söz etmek doğru değildir.
Sonucu;
-
Dolgunun türü,
-
Çapraz bağ yapısı,
-
Uygulanan miktar,
-
Dolgunun ne kadar süredir dokuda bulunduğu,
-
Yerleşim düzlemi,
-
Doku içerisindeki dağılımı
etkileyebilir.
Bazı olgularda tek uygulamayla yeterli azalma sağlanabilirken bazı durumlarda ek seans gerekebilir. Özellikle uzun süredir dokuda bulunan dolgular, çevre dokularla daha kompleks bir ilişki gösterebilir.
Bu nedenle hedef, her zaman “tek seansta tüm dolguyu yok etmek” değil, mevcut anatomik duruma göre gerekli miktarda ve gerekli alana müdahale etmektir.
Dolgu Eritme Kaç Seansta Sonuç Verir?
Birçok olguda tek seans planlanabilir, ancak dolgunun yoğunluğu, yayılımı ve bulunduğu anatomik düzleme göre ek uygulamalar gerekebilir. Sibel Şahin Bulam’ın resmi bilgilendirmelerinde de seans planının klinik ve ultrasonografik değerlendirme sonrasında kişiye özel belirlendiği ifade edilmektedir.
Özellikle farklı zamanlarda birden fazla dolgu yapılmışsa, tek bir bölgede farklı anatomik seviyelerde dolgu materyali bulunabilir. Bu durumda kademeli ilerlemek daha uygun olabilir.
Dolgu Eritildikten Sonra Yüz Çöker mi?
Dolgu eritme sonrasında bazı kişiler yüzlerinin daha boş veya hacimsiz göründüğünü düşünebilir. Ancak bunun birkaç farklı nedeni olabilir.
Dolgu uzun süre yüzün belirli bir bölgesine hacim sağladıysa, eritme sonrasında dolgu öncesindeki doğal anatomik yapı yeniden görünür hale gelir. Ayrıca yıllar içerisinde yüzün kendi yağ dokusu ve yumuşak dokularında yaşa bağlı değişiklikler gelişmiş olabilir.
Bunun yanında dolgunun tuttuğu sıvının ve eşlik eden ödemin azalması da ilk dönemde hacim kaybı hissini artırabilir.
Dolayısıyla her “çökme” görünümünü doğrudan hyalüronidazın dokuyu bozması şeklinde değerlendirmek doğru değildir. Özellikle uzun süredir ve yüksek miktarda dolgu bulunan kişilerde işlem sonrasındaki görünüm, altta kalan gerçek anatomiyi daha belirgin hale getirebilir. Literatürde bu konunun kişiden kişiye değişebildiği ve uzun süreli dolgu öyküsünün değerlendirmeyi etkileyebileceği bildirilmektedir.
Hyalüronidaz Kendi Hyalüronik Asidimizi de Eritir mi?
Hyalüronidaz yalnızca enjekte edilmiş dolgu materyalindeki hyalüronik aside özgü çalışan bir enzim değildir. Dokuda doğal olarak bulunan hyalüronik asit de enzimin etkisine maruz kalabilir.
Ancak doğal hyalüronik asit, vücutta sürekli üretilen ve parçalanan dinamik bir yapıdır. Bu nedenle lokal uygulamanın etkisi dolgu materyalinin kalıcı olarak ortadan kaldırılmasıyla aynı şekilde değerlendirilmez.
Burada önemli olan hyalüronidazın gereksiz geniş alanlara uygulanması yerine, gerekli görülen bölgenin doğru belirlenmesidir. Ultrason rehberliği de hedeflenen dolgunun yerinin daha net ortaya konmasına yardımcı olabilir.
Dudak Dolgusu Eritildiğinde Dudak Tamamen Eski Haline Döner mi?
Hyalüronik asit bazlı dudak dolgusu yeterli ölçüde azaltıldığında dudak, dolgu öncesindeki anatomisine yaklaşabilir. Ancak “birebir yıllar önceki haline döner” şeklinde kesin bir sonuç garanti edilemez.
Çünkü zaman içerisinde;
-
Dudak dokusunda doğal değişiklikler,
-
Tekrarlayan enjeksiyonlara bağlı doku değişiklikleri,
-
Yaşlanma,
-
Dolgu migrasyonu,
-
Birden fazla anatomik düzlemde dolgu birikimi
oluşmuş olabilir.
Bu nedenle dudak dolgusu eritme sonrasında ortaya çıkacak görünüm, kişinin mevcut dudak anatomisi üzerinden değerlendirilir.
Yıllar Önce Yapılan Dolgu Eritilebilir mi?
Eğer yıllar önce uygulanmış materyal hâlâ dokuda bulunan hyalüronik asit bazlı bir dolguysa, hyalüronidazla azaltılması mümkün olabilir.
Güncel görüntüleme çalışmaları hyalüronik asit dolguların bazı kişilerde beklenenden çok daha uzun süre dokuda kalabildiğini göstermektedir. Bu nedenle “çok eski olduğu için artık dolgu kalmamıştır” varsayımı her zaman doğru değildir.
Ultrasonografi ile önce materyalin dokuda hâlâ bulunup bulunmadığı ve hangi anatomik düzlemde yer aldığı değerlendirilebilir.
Ultrasonla Dolgunun Yeri Görülebilir mi?
Evet. Yüksek frekanslı ultrasonografi, birçok dolgu materyalinin doku içerisindeki yerleşimini görüntülemeye yardımcı olabilir.
Ultrason ile;
-
Dolgunun bulunduğu bölge,
-
Derinliği,
-
Dağılımı,
-
Farklı doku planlarına yayılımı,
-
Göç etmiş alanlar,
-
Çevre dokularla ilişkisi
değerlendirilebilir.
Farklı dolgu materyalleri ultrasonografide farklı görüntüleme özellikleri gösterebilir. Güncel radyoloji literatüründe yüksek frekanslı ultrason, dolgu materyallerinin ve komplikasyonlarının değerlendirilmesinde önemli görüntüleme yöntemlerinden biri olarak tanımlanmaktadır.
Dolgu Eritmeden Önce Ultrason Gerekli midir?
Her dolgu eritme işleminin tüm dünyada zorunlu bir ultrason protokolü bulunmamaktadır. Ancak ultrason rehberli dolgu eritmede işlem öncesi görüntüleme, planlamanın temel basamaklarından biridir.
Özellikle;
-
Dolgunun yerinin bilinmediği,
-
Birden fazla dolgu işlemi yapıldığı,
-
Dolgu göçünden şüphelenildiği,
-
Daha önce eritme işleminin yeterli sonuç vermediği,
-
Ödem ile dolgunun ayrımının gerektiği,
-
Anatomik açıdan hassas bölgelerin değerlendirildiği
durumlarda ultrason önemli bilgiler sağlayabilir.
Dolgunun doğrudan görüntülenmesi, enzimin gereksiz geniş alanlara uygulanmasının önüne geçilmesine ve hedeflenen materyale yönelik bir plan oluşturulmasına yardımcı olur.
Göç Etmiş Dolgu Eritilebilir mi?
Göç etmiş dolgu materyali hyalüronik asit bazlıysa, uygun olgularda hyalüronidaz ile azaltılabilir.
Burada önemli olan dolgunun yalnızca ilk uygulandığı bölgeyi değil, gerçekte hangi anatomik alana yayıldığını belirlemektir.
Ultrasonografi;
-
Dolgunun göç ettiği alanı,
-
Yerleşim düzlemini,
-
Yayılım sınırlarını,
-
Çevre dokularla ilişkisini
değerlendirmeye yardımcı olabilir. Bu sayede işlem doğrudan dolgunun bulunduğu bölgeye yönelik planlanabilir.
Göz Altı Dolgusunu Eritmek Riskli midir?
Göz altı, ince doku yapısı ve çevresindeki damar anatomisi nedeniyle dikkatli değerlendirilmesi gereken bir bölgedir. Bu durum göz altı dolgusu eritilemez anlamına gelmez.
Hyalüronik asit bazlı göz altı dolgularında, uygun hastalarda hyalüronidaz kullanılabilir. Ancak dolgunun bulunduğu düzlem, ödem varlığı ve çevre anatomik yapılar işlem öncesinde dikkatle değerlendirilmelidir.
Periorbital bölgeye ilişkin güncel literatür, hyalüronidazın birçok HA dolgu komplikasyonunda kullanılabildiğini; aynı zamanda bölgenin anatomik özellikleri nedeniyle uygulamanın dikkatli planlanması gerektiğini göstermektedir.
Dolgu Eritildikten Sonra Tekrar Dolgu Yapılabilir mi?
Evet. Dolgu eritilmiş olması, o bölgeye bir daha dolgu yapılamayacağı anlamına gelmez.
Ancak yeniden uygulama için önce;
-
Eritme işleminin etkisinin değerlendirilmesi,
-
Ödemin azalması,
-
Dokunun mevcut durumunun görülmesi,
-
Kalan dolgu materyalinin değerlendirilmesi
uygun olabilir.
Sibel Şahin Bulam’ın resmi SSS içeriğinde de yeniden dolgu uygulamasının dokular iyileştikten sonra değerlendirilebileceği ve bunun genellikle birkaç hafta sonrasında planlanabileceği belirtilmektedir.
Dolgu Eritme Sonrası Şişlik Ne Kadar Sürer?
Dolgu eritme sonrasında uygulama bölgesinde geçici şişlik, hassasiyet veya kızarıklık görülebilir.
Şişliğin süresi;
-
Uygulama bölgesine,
-
Kullanılan enzim miktarına,
-
Yapılan enjeksiyon sayısına,
-
Kişinin doku yanıtına
göre değişebilir.
Genellikle erken dönemdeki şişlik nihai sonuç olarak değerlendirilmez. Bu nedenle görünümün hemen işlem sonrasında değil, ödem azaldıktan sonra yeniden değerlendirilmesi daha doğru olur. Sibel Şahin Bulam’ın ultrasonlu dolgu eritme yaklaşımında kontrol değerlendirmeleri yaklaşık 10–14 gün sonrasında da yapılabilmektedir.
Dolgu Eritmenin Olası Yan Etkileri Nelerdir?
Hyalüronidaz uygulaması sonrasında en sık değerlendirilebilecek durumlar;
-
Geçici şişlik,
-
Kızarıklık,
-
Hassasiyet,
-
Morarma
gibi enjeksiyona bağlı lokal değişikliklerdir.
Daha nadir olarak alerjik reaksiyonlar görülebilir. Literatürde ciddi alerjik reaksiyonların nadir olduğu, ancak hyalüronidazın yine de tıbbi bir ajan olduğu ve uygun klinik ortamda uygulanması gerektiği belirtilmektedir.
Her Dolgu Hyalüronidaz ile Erir mi?
Hayır. Hyalüronidaz temel olarak hyalüronik asit içerikli dolgu maddelerini parçalar.
Örneğin;
-
Kalsiyum hidroksiapatit,
-
Poli-L-laktik asit,
-
Bazı biyostimülan ürünler,
-
Silikon ve çeşitli kalıcı dolgu materyalleri
hyalüronidaz ile hyalüronik asit dolgular gibi eritilemez.
Bu nedenle işlem öncesinde hangi materyalin bulunduğunu anlamak önemlidir.
Kalıcı Dolgular Eritilebilir mi?
Kalıcı dolgular hyalüronidaz ile eritilemez. Ancak bu, kalıcı dolgu komplikasyonlarında hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmez.
Yaklaşım;
-
Materyalin türüne,
-
Anatomik yerleşimine,
-
Doku içerisindeki yayılımına,
-
Oluşturduğu komplikasyona
göre değişebilir.
Bazı kalıcı dolgu materyallerinde ultrasonografik takip yeterli olabilirken, bazı olgularda bölgesel girişim veya kontrollü çıkarma gibi farklı yaklaşımlar değerlendirilebilir. Sibel Şahin Bulam’ın mevcut bilgilendirmelerinde de bazı kalıcı dolguların ultrason eşliğinde değerlendirilerek farklı yöntemlerle yönetilebildiği belirtilmektedir.
Ultrasonla Dolgu ve Ödem Ayırt Edilebilir mi?
Ultrasonografi, dolgu materyali ile çevre dokulardaki ödemin değerlendirilmesinde önemli bilgiler sağlayabilir.
Dolgunun;
-
Anatomik yerleşimi,
-
Sınırları,
-
Dağılım biçimi
ile çevre dokunun görünümü birlikte incelenebilir.
Ancak bu ayrım her olguda yalnızca tek bir ultrason görüntüsüne bakılarak kesin olarak yapılamaz. Özellikle kronik dolgular, ödem, fibrotik değişiklikler ve sıvı içerikli alanlar ultrasonografide birbirine yakın görünümler oluşturabilir. Bu nedenle yüksek çözünürlüklü görüntüleme, klinik öykü ve radyolojik yorum birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nokta aynı zamanda ultrasonografi deneyiminin neden önemli olduğunu da açıklar.
Dolgu Eritmede Nihai Sonuç Ne Zaman Görülür?
Hyalüronidazın hyalüronik asit üzerindeki etkisi uygulamadan sonra başlar. Ancak aynada görülen değişiklik ile nihai değerlendirme zamanı aynı şey değildir.
İlk günlerde enjeksiyona bağlı;
-
Şişlik,
-
Kızarıklık,
-
Doku hassasiyeti
görünümü etkileyebilir.
Sibel Şahin Bulam’ın mevcut bilgilendirmelerinde belirgin değişimin genellikle ilk günlerde ortaya çıktığı, kontrolün ise gerektiğinde yaklaşık 10–14 gün sonrasında ultrasonografi ile yapılabildiği belirtilmektedir.
Bu nedenle işlem sonucunu aynı gün değerlendirmek yerine, erken ödem azaldıktan sonra klinik görünümün ve gerekli durumlarda ultrasonografik bulguların birlikte değerlendirilmesi daha doğru bir yaklaşım olur.
Dolgu Eritmede Ultrason Neden Sürecin Önemli Bir Parçasıdır?
Dolgu eritmede temel amaç yalnızca “enzim uygulamak” değildir. Öncelikle hangi materyale, hangi anatomik düzlemde ve hangi kapsamda müdahale edilmesi gerektiğini belirlemek gerekir.
Ultrasonografi;
-
Dolgunun yerini,
-
Derinliğini,
-
Yayılımını,
-
Göç etmiş alanları,
-
Çevre anatomik yapıları
gerçek zamanlı olarak değerlendirmeye yardımcı olur.
Uygun hyalüronik asit bazlı dolgularda elde edilen görüntüleme bulguları doğrultusunda hedefe yönelik hyalüronidaz uygulaması planlanabilir. Gerekli durumlarda işlem sonrasında da aynı bölge yeniden ultrasonografi ile değerlendirilebilir.
Dolgu eritme süreci; dolgunun içeriğinin, anatomik yerleşiminin, kişinin yüz yapısının ve mevcut klinik bulguların birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Ultrason rehberliği ise bu sürecin daha kontrollü ve kişiye özel planlanmasına yardımcı olan önemli bir görüntüleme desteğidir.